Yükleniyor...

 

Yazarlar :     Başlık :
Makaleler / Muammer
KALKINMANIN TEMELİ

Ferdi ve içtimai hayatımızda toplumun sağlıklı hayat sürmesi için iktisadi faaliyetlerin önemi her geçen gün artmaktadır. "Modern" hayatta musluğun başında olanlar hiç kimsenin gözyaşına bakmıyor. İşte acı gerçek, iktisaden güçlü olmayanlar ezilmeye, horlanmaya mahkum. Adına ne derseniz deyin savaş meydanlarında kazandıklarınızı ekonomik zaferler taçlandıramıyorsanız kendi ipinizi yine kendiniz çektiniz demektir.

Ekonomik hayatta " mimar" olan insan öncelikle kendini tarihinden, edebiyatından velhasıl kendi gerçeğinden kopmada yetiştirmelidir. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi toprakları haritalarda yine " beyaz " renkte gösterilecek dahası insanın hizmetine sunulan tabiatı" malzeme" olarak gerektiği gibi kullanamayacaktır. Evet kalkınmanın temeli olan insan unsurunu "milli ve muasır" ihtiyaçlarına göre yetiştiremeyen toplumlar başarılı olmayı ancak hayal ederler.

Ve bugün... James Bond çantasını alan ecnebi, uçağına binerek ülkeler dolaşıyor ve dedelerinin yapamadığını "ekonomi" silahıyla yapıyor. Bizi biz yapan değerlerin her geçen gün törpülendiği , şanı, şöhreti, parayı ve makamı bu değerlere değişen et yığınları, maddi refaha ulaşmak için her yolu " mübah" saydılar ve toplumun değerlerini alt üst ettiler.

Kötülüğü yaşadığımız yahut yaşattığımız ölçüde payımıza ne düşüyorsa onu alıyoruz maalesef. Hızlı bir şekilde milli ve manevi değerlerimizi tüketiyoruz. Bir iktisatçı olarak her şeyimizi ekonomik kalkınmaya veya büyüme rakamlarına endekslemenin yanlış bir yol olduğu kanaatindeyim. Aksi takdirde "ekonomik tetikçiler" üzerine düşeni yapacaktır. Ve zayıf temeller üzerine bina inşa etmiş olacağız. Sonuç, tecrübe edinildiği üzere çok sağlam (!) olarak inşa ettiğimiz bu bina hafif şiddetli bir depremde çökecek ve olan yine alttakilere olacak.

Şimdilerde şöyle bir muhakeme yaptığımızda görüyoruz ki "şehit kanlarıyla mühürlenen Anadolu tapusu, vefasız oğulların istilasına uğradı." Netice itibariyle maddi mevkileri her şey sanan " kaba softa ham yobaz"lar sebebiyle başımıza gelenlere bakıp cennet vatan memleketimiz adına kaygılanmamak mümkün değil.

İngiliz filozofun dediği gibi, " siz bana insanı gerekli eğitimden geçirmiş fakat iktisaden kalkınamamış bir ülke gösterebilir misiniz ? Öyle ya yoksa bu kadar yer altı ve yerüstü zenginliğe rağmen hala " gelişmekte" olan ülkeler liginde yer almazdık. Görünen o ki küre-i arzda fiiliyata dökülen modeller iyi kotarılmış yöntemlerle beşeriyeti sömürmeyi ustalıkla başarmaktadır. Ve her geçen gün fakir ile zengin arasındaki makas giderek açılmaktadır. Bunu başarmak için görsel ve yazılı medya ile kitlelerin hırs ve tüketim adına iç güdülerini kamçıladılar. Sonunda istedikleri cemiyeti oluşturdular.

Demek ki gerçek mana da kalkınmak istiyorsak, "gelişmiş" ülkelerin ilmi ve teknoloji seviyesine ulaşmak için meselesi olan , vatan sevgisi taşıyan ve kalbinde inancı olan azimli vatan evlatları yetiştirmeliyiz. Aksi durumda " fil"leşen sistem "karınca" haline gelen insanın üzerine çökecektir. Yolsuzluklarda çabası...

Eğer " insan " unsurunu kalkınma planlarında göz ardı edersek geleceğe dair ümitlerimiz kursağımızda kalacaktır. İnsanımızı ümitsiz, hafızasını kaybetmiş ve dünyadaki gelişmelerden habersiz yığınlar haline getirmeyelim. Zengin kaynaklarımızla beraber zengin tarihi mirasımızı en iyi şekilde değerlendirmek ümidiyle...


Yazar Adı : Muammer YEŞİLYURT
Eklenme Tarihi : 1298011219
Bu makale 173 kişi tarafından okundu.
Bu Makaleye Yapılan Yorumlar
Bu Makaleye Ait Kayıtlı Yorum Bulunamadı.
Bu Makaleye Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
Güncel Ekonomi Haberleri